IS THE DOUBLE-SLIT EXPERIMENT A MYSTICAL FALLACY? A SYSTEMS ANALYSIS

Read full text
Authors: Ahmet ULU
Cited by: 0

Abstract

English This manuscript is not intended as a refutation of quantum mechanics or its mathematical formalism. It is a conceptual systems-level reinterpretation aimed at clarifying how measurement-induced physical interactions are often misrepresented as observer-dependent or ontological phenomena. The analysis is exploratory and explanatory in nature, and is shared on an open platform to encourage critical evaluation and conceptual discussion rather than to assert final conclusions. Many of the conceptual limits attributed to quantum mechanics—particularly those associated with measurement, uncertainty, and observer influence—do not arise from the intrinsic behavior of physical systems, but from the interpretative framework through which measurement is defined. In dominant formulations, measurement is treated as an ontologically decisive act, implying that certain system properties cannot, even in principle, be accessed without irreversibly altering the system itself. From a systems analysis perspective, this framing conflates epistemic limitation with mechanical interaction. Measurement does not impose a metaphysical boundary on knowledge; rather, it introduces a scale-dependent physical perturbation whose effects depend on the relative strength, resolution, and coupling of the probing interaction. When the back-action of the measuring apparatus exceeds the stability threshold of the system’s interaction field, symmetry is disrupted and interference effects vanish. This outcome reflects a mechanical incompatibility, not a fundamental prohibition. Consequently, statements such as “measurement necessarily collapses the wave function” should be understood as shorthand descriptions of a specific class of invasive measurement regimes, not as universal constraints imposed by nature. Alternative regimes—characterized by sufficiently weak, indirect, or distributed interactions—may preserve system coherence while still allowing partial or delayed information extraction. The present study does not claim to eliminate quantum uncertainty or to bypass established probabilistic formalisms. Instead, it reclassifies the origin of measurement-induced effects from observer-centered or ontological necessity to system-level physical interaction. This reclassification is crucial, as it reopens conceptual and experimental space that is otherwise prematurely closed by absolutist interpretations of measurement limits. Türkçe Bu çalışma, kuantum mekaniğini ya da onun matematiksel formalizmini çürütmeyi amaçlamamaktadır. Amaç, ölçüm kaynaklı fiziksel etkileşimlerin sıklıkla gözlemci-merkezli ya da ontolojik olgular gibi sunulmasının, sistem düzeyinde yeniden yorumlanmasıdır. Metin keşifsel ve açıklayıcı nitelikte olup, nihai sonuçlar iddia etmekten ziyade açık tartışmayı teşvik etmek amacıyla açık bir platformda paylaşılmaktadır. Kuantum mekaniğine atfedilen pek çok kavramsal sınır—özellikle ölçüm, belirsizlik ve gözlemci etkisiyle ilişkilendirilenler—fiziksel sistemlerin içsel davranışlarından değil, ölçümün nasıl tanımlandığına dair yorumlayıcı çerçeveden kaynaklanmaktadır. Baskın yaklaşımlarda ölçüm, ontolojik olarak belirleyici bir eylem gibi ele alınmakta; bazı sistem özelliklerinin, prensipte dahi, sistemi geri döndürülemez biçimde etkilemeden erişilemeyeceği varsayılmaktadır. Sistem analizi perspektifinden bakıldığında bu yaklaşım, epistemik sınırlılık ile mekanik etkileşimi birbirine karıştırmaktadır. Ölçüm, bilgiye metafizik bir sınır koymaz; bunun yerine, etkisi kullanılan probun ölçeğine, gücüne ve sisteme olan bağlanma biçimine bağlı olan fiziksel bir perturbasyon yaratır. Ölçüm cihazının sisteme uyguladığı geri-etki (back-action), parçacığa eşlik eden etkileşim alanının kararlılık eşiğini aştığında, alan simetrisi bozulur ve girişim etkileri ortadan kalkar. Bu sonuç, doğanın koyduğu temel bir yasaktan değil, mekanik bir uyumsuzluktan doğar. Bu nedenle “ölçüm dalga fonksiyonunu zorunlu olarak çökerter” gibi ifadeler, doğanın evrensel bir kuralını değil; yalnızca belirli bir tür invaziv ölçüm rejiminin sonuçlarını özetleyen kısaltmalar olarak anlaşılmalıdır. Yeterince zayıf, dolaylı veya dağıtık etkileşimlerle tanımlanan alternatif ölçüm rejimleri, sistem koherensini korurken sınırlı ya da gecikmeli bilgi elde edilmesine olanak tanıyabilir. Bu çalışma, kuantum belirsizliğini ortadan kaldırmayı ya da yerleşik olasılıksal formalizmleri aşmayı iddia etmemektedir. Amaç, ölçüm kaynaklı etkilerin kökenini gözlemci-merkezli veya ontolojik bir zorunluluktan çıkararak, sistem düzeyindeki fiziksel etkileşimler olarak yeniden sınıflandırmaktır. Bu yeniden sınıflandırma kritiktir; çünkü aksi takdirde mutlaklaştırılan ölçüm sınırları tarafından erken aşamada kapatılan kavramsal ve deneysel alanları yeniden erişilebilir kılar.

Fields of Study & Subjects

Quantum Mechanics and Applications Quantum Information and Cryptography Philosophy and History of Science

Publication details

Journal / source
Zenodo (CERN European Organization for Nuclear Research)
Publication date
31 January 2026